Ana Sayfa
Divriği'dan Haberler
Güncel
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Divriği Hakkında
Tarihi Eserler
Fotoğraflar
Köyler
Divriği Efsaneleri
Önemli Telefonlar
Ziyaretçi Defteri
Canlı Yayın
Arşiv
Faydalı Linkler
Yemek Tarifleri
Kitap-Dergi
Şirket Haberleri
Mizah
Dolar
A: 1.2270 S: 1.2329
Euro
A: 1.9278 S: 1.9371
Sterlin
A: 2.4231 S: 2.4358
Ankara ANKARA
Izmir IZMIR
İstanbul ISTANBUL
“Çözümsüzlüğü çözüm olarak gören bir zihniyet var”
09.04.2008
“Çözümsüzlüğü çözüm olarak gören bir zihniyet var”
AKP İlçe Başkanı Selahattin Mermer gazetemize açıklama yaptı ve Erdemir’i eleştirdi.
AKP İlçe Başkanı Selahattin Mermer gazetemize yaptığı açıklamada Erdemir Maden yönetiminin çözüm yerine çözümsüzlüğü tercih eden uygulamalar yaptığını söyledi.
“Çözümsüzlüğü çözüm olarak gören bir zihniyet var”
AKP İlçe Başkanı Selahattin Mermer gazetemize açıklama yaptı ve Erdemir’i eleştirdi.
AKP İlçe Başkanı Selahattin Mermer gazetemize yaptığı açıklamada Erdemir Maden yönetiminin çözüm yerine çözümsüzlüğü tercih eden uygulamalar yaptığını söyledi.
Mermer gazetemize yaptığı açıklamada şunları söyledi;
Malum ilçemizin tek geçim kaynağı olan, ekonomik alanda tek İslam alanı olan Divriği madenleri 2004 yılına kadar devlet eliyle yürütülmüştü. 2004 yılından sonra da özelleştirme programı çerçevesinde %49’kamu hisleri devlette olan Erdemir’e verilmişti. Erdemir’e verildikten sonra da tekrar milli bir kuruluşumuz olan Oyak’a verilmesini canı gönülden istedik ve temennimiz de o yöndeydi. Çünkü öz şirketimizdi, Türk milletinin şirketiydi, burayı daha iyi yöneteceğini tahmin ediyorduk. Fakat Erdemir’in kamu hislerinin Oyak’a devriyle beraber buradaki yönetim kademesi malumunuz değişti. Bu yönetim kademesi daha önce Oyak’ın Çimento fabrikalarında bir yerlerde istihdam edilmiş yöneticilerden oluştu. İlk geldikleri günden itibaren, bilmiyorum sebebi nedir? Neden böyle bir tavır içersine girdiler?  Divriği’yle barışık olmadılar. Divriği insanını küçümseyen, hakaret eden, esnafından, oradaki çalışandan bir şey olmaz gibi bir mantık içersinde, kendilerini çok daha profesyonel noktada göstermeye çalışan bir anlayış ve zihniyet ortaya koydular. Tabi ki bunlar mevcut çalışanlar ve Divriği halkı üzerinde olumsuz bir etki bıraktı. Orada biz de çalışıyorduk. Tabi ki bu özelleştiği sürede canı gönülden istediğimiz şirket, Divriği’de olmasından gurur duyduğumuz şirket, tamamını da buna mal etmek yanlış ama buradaki yöneticilerin neyi güttüklerinin, neyin peşinde olduklarını anlamış değilim. Gelinen tablo neyi amaçladıklarını ortaya koyuyor. Çünkü çıkarılanlara baktığımız zaman; 18 tane hijyen işçisi, tamamı Divriği’den olan pırı pırıl sanat okulu insanlardı ve biz bu insanlarla beraber çalıştık. Ve o gün bu insanların çalışırken tesiste çalışma performanslarını gördüğümüzde, ben kendim şahsen o günkü idareciye ismini de veririm Mahmut beye dedik ki; dışardan işçi alımı yapacaklardı bu 18 tane genç tesisi tanıdılar, böyle bir avantajları var, kabul etmediler. O günkü sınava bunlar sokulmadılar. Niye sokulmadılar? Siz çalışıyorsunuz nasıl olsa burada diye bir güvence verdiler. O gün sınavla işe aldıkları işçiler arasında da değerlendirilebilirdi bunlar. Belki orada 3–5 kişi işe girme imkânı bulacaktı, onu da engellediler. Ondan sonra bunların kendilerinden kaynaklanan endüstriyel temizlik işçisi değil de normal temizlik işçisi statüsünde çalıştırdıkları için yanlış olduğu, bu hakkın verilmediği bir şekilde gündeme geliyor ve bu hak aramadan dolayı arkadaşlarımızın işine son verdiler. Divriği’de şöyle bir gelenek var bir kişi atılıyor, arıyorlar, soruyorlar tamam. Toplantı tertip ediliyor ve Divriği’deki siyasi parti örgütleri de toplantıya iştirak ediyorlar ve o toplantıya da ben temsil ettiğim siyasi partim adına da başkan olarak katıldım. Fakat o toplantıda bunun suçlusunun iktidar partisi olduğunu ve bu şekilde hareket edilmesi gerektiğini ya da bakan şuraya buraya haber verilmesi gerektiğini söylediler. Yalnız o toplantıda daha fazla şiddeti ya da daha fazla yaptırım uygula diyalogdan bugün bahseden kişi için söyleyeceğim bunu, bu uzlaşmadan, şahıs eylemin olduğu günde CHP ilçe başkanı arkadaşımız illegal bir yaptırım uygulamaktan bahsederken Kâmil Pancaroğlu’nun esnaf odasında yaptığı toplantıda ne hikmetse daha sonra büyük bir uzlaşmacı kesildi. Biz bunu işten atıldığımız toplantıda da gördük aynı tutum ve davranışını. Biz bunu izah etmekte zorlanıyorum ne amaçla böyle bir siyaset izlediğini bilmiyorum. Her neyse o toplantıda bir karar alındı. Bu arkadaşlarımızın mağduriyeti giderilsin, Divriği’de işsiz çok, bunlar bunu hak etmiyor diye de bir bildiri hazırlandı, biz imzamızı attık ve daha sonra bağlantılı olan benim gibi, ÖDP ilçe başkanımız metin bey gibi, orada diğer siyasi partilerde çalışan arkadaşlarımız da bunu altına imza attılar. Fakat piyango rahmetli olan ersen arkadaşımıza, bana ve metin arkadaşımıza çıktı. Tabi ki o süreçte biz şunu sorduk. Bizi başka bir şeyle itham edebiliyor musunuz? Bizi hırsızlık yaptınız, soygun yaptınız, yüz kızartıcı bir şey yaptınız, bizi böyle bir şeyle suçlayabiliyor musunuz? Söylenen tek bir ifade şirketin politikalarını savunmadığımız için. Yani o 18 kişiyi işten attınız, ne güzel yaptınız bunu 28’e çıkarın demediğimiz için. Tabi görünürdeki budur. Her ne kadar resmiyette bize performans düşüklüğü gibi bir gerekçe sunsalar da çok saçma. Çünkü ne metin bey, ne ben ne de diğer arkadaşımız performans konusunda en son atılacak insanlardık. Metin arkadaşımız da başarılarında dolayı 6 ay önce formenlikle ödüllendirdiler. Şimdi bakıyoruz bu performans kısmı işin tamamen hikâye kısmı. O yüzden bu tamamen burada birilerine gözdağı verme işiydi. Burada bir Divriği’yi dışlama hareketi vardır. Burada bir soykırım hareketi vardır, burada bir asimilasyon hareketi vardır. Burada son derece bir dışlama, Divriği insanını içinde bulundurmadıkları bir zihniyeti idamı ve hakim kılma hareketi vardır. Atılanlara baktığın zaman bunu görebiliyorsun, uygulamalara baktığın zaman bunu görebiliyorsun. Şimdi Divriği’de gencimiz yokmuş gibi, gelinen süreç budur. Divriği halkı maalesef olay başına geldiği zaman uyanıyor. Bizim siyasi kimliğimiz vardı atıldığımız zaman, bu Divriği’de fazla bir gündem oluşturtmadı. Biz oluşturtmadık onu da. Bizim siyasi kitlelerimiz olduğu için siyasi bir kimliğimiz olduğu için acaba bunu siyasi bir ranta mı çeviriyorlar diye düşünmemeleri için. Olayı kendi aramızda değerlendirdik, kendi mücadelemizi kendimiz verdik. O günkü 18 kişi için verdiğimiz mücadele, 3 kişi için verdiğimiz mücadele maalesef dar çerçevede kaldı. Divriği halkı sahiplenmedi. Şimdi bu 25 kişiye gelindiği zaman bir önceki 18 kişiye yaptıkları, yani bir önceki uygulama bir sonraki felaketin büyüklüğünü de ortaya koydu bize. Bu Divriğili mozaiğidir. Yani bu 25 arkadaşımızın hiçbirinin siyasi bir kimliği yok ki zaten görevleri gereği böyle bir şeyleri yok. Her kesimden her görüşten insan var. Ama duyuyoruz raporlar hazırlanıyor duyuyoruz, %70’i Divriğili bunun için diyorlar, görev yerlerinde zafiyet oluşur, ahbap çavuş ilişkisi oluşur. Yani ne demek bunu söylerken ne istiyorsun? Yani sen ne yapacaksın ki Divriğiliden korkuyorsun. Dolayısıyla bu 25 arkadaşımızı işten çıkararak yerine getirdiği insanları yedirme içirme, Divriği’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersi Divriği’deki sosyal barışı bozma adına yapılan bir eylemdir bu. Yerine insanları dışardan getiriyorsun ve şu  gerekçeler var diyorsun. Demek ki sen burada işçi atımlarında buradaki uygulamalarını daha da sertleştirip daha da yoğun hale getireceksin. Bu da nedir, ola ki Divriğilidir arkadaşlarımız, çünkü ben atılırken oradaki arkadaşlarım bana olayı tebliğ etmeye geldiğinde kat kat olduğunu görüyorum. Güvenlikçiler bu gün işten atılan arkadaşımızdır bana tebliğ eden, kimliğimizi bırakıp iş yerini terk etmemizi söyleyen. Ama şimdi bu dışarıdan gelenlerde böyle bir olayda duygusal davranmayacak, görevini yapacak ki bunlar sanki görevini yapmıyormuş gibi o duygusallığa meydan vermemek için kendi muhafız gücünü kendisi kuruyor. Bunu zihniyet anlamında kuruyor, bunu çalışanlar içersinde kuruyor, bunu mühendis düzeyinde kuruyor, bunu idari düzeyde kuruyor ve nitekim bu kurmalarla beraber hepsini alt alta koyduğumuz zaman ben Divriği’ye karşı düşmanca bir zihniyeti devam ettireceğim ve bu şekilde bu işi götüreceğim. Bugün bakıyorsun esnaftan alış verişi kesiyor. Her kesimden çalışanlar tedirgin ve ürkek bir haldeler. Sıra hangimize gelecek? Bir personel müdürü insan kaynakları müdürü atamışlar eli havada, tehditvari ortada dolanarak, atarım, keserim, bitiririm, böyle bir yönetim anlayışı olmaz. Biz milli bir şirket dedikse ki burada bu Oyak şirketinin Erdemir şirketini alması ceplerinden öğretmenler ve birçok halkımız para gönderdi Oyak alsın diyen bir zihniyete karşı, bu millete karşı bunlar yapılamaz. Böyle bir şeyi tasvip etmemiz mümkün değil, böyle bir uygulamayı hoş görmemiz mümkün değil. Divriği’de beklide son yıllarda oluşan o barış ve huzur ortamının, bence bunlar bu uygulamalarla beraber altına dinamit koymuşlardır. Ben bu uygulamalardan bir an önce dönmelerini söylüyorum, çünkü gidişatın pek de iyi olmadığı ortadadır.
Konuşmamızın başında söyledim, ilçemizin tek istihdam alanı dedik. Divriği halkı uysal, kültürlü misafirperver ve hoş görülü bir halktır. Evliyalar kenti, gelen insanları karşılaması, toplum içerisinde nezaketli davranışları, her bakımdan öyle. Ama şu gerçeğin de altını çizmek lazım Divriği halkının iş noktasında, tek bir yere bağlılık noktasında çaresiz olduğunu bunlar gördüler. Bu da şudur; esnaf ticareti oraya bağlı, yani belki alışveriş şunu yaparlar falan gibisinden önünü ilikledi karşıladı. İşte halkımız oğlu askerden gelmiştir, belki bir ümit kapısıdır, işe girer diyerekten ilişkisini iyi tutmaya çalıştı. İdareciler ilçemizde böyle bir şirket var, genel müdürlük düzeyinde her ilçeye nasip olmayan bir makam var bundan faydalanılır dedik, iyi ilişkiler kurmaya çalıştık. Çaresizlik derken bu anlamda söylüyorum. Şimdi sen böyle bir yaklaşımda olan insanları böyle bir davranışla muhatap ediyorsun. Yani Divriği’de sertifikası olan insan yok mu bende belki elli tane pırıl pırıl isim var. Bir tane dahi arkadaşımızın çıkmasına gönlüm razı olmaz fakat şu 25 kişinin içerisine Divriği’den 25 tane insan alsalardı belki de bu ortam bu kadar gerilmeyecekti. Ama niyet o değil bunlarda çözümsüzlüğü çözüm olarak gören bir zihniyet var. Eğer bu çözümse orada işçilikten geçmiş 6–7 tane arkadaşımız var bunlar geçmişte zorla güvenlikçi yapıldılar. Şimdi sen onları içerde işçi olarak istihdam ettirebilirsin, emeklisi dolmuş olanı emekli edebilirsin, diğerlerini de ki bunların hepsi kabul ediyor bunu gördüğümüz kadarıyla, başka yerlerde istihdam edebilirsin. Ama burada olayı çözelim değil, para bende, kuvvet bende ben istediğimi yaparım anlayışı var.
Bu 25 arkadaşımızın üzerinden son zamanlarda kimse siyaset yapmayı bıraksın, bu Divriği’nin sorunudur, Divriği’nin esnafının sorunudur. O gün ki yürüyüşte de bu tablo zaten görülmüştür. Yani artık Divriği bir noktada felaketin büyüklük derecesine göre diyelim, bir oluşum içersine girmiştir. Bundan sonra ne olacağı konusundaki temennimiz ki söyleniyor geçen gün hakan bey de 84 kişinin daha çıkarılacağı duyumunu almış, bu süreçten sonra en azından bir caydırıcılık oluşturduğu doğrultusundadır. Zamanında bu birliktelik adına bazı şeyleri yapmış olsaydık, belki bugün bu sorunlar yaşanmayacaktı.
Divriği’de tüm siyasi partilerin, sivil kitle örgütlerinin, derneklerin içersinde bulunduğu, 22 kişilik de komitenin ve belediye başkanımızın öncülüğünde, haklı tepkimizi dile getirmek adına böyle bir eylem gerçekleştirilmiştir. Eylem gerçekten Divriği’nin bütününü yansıtan bir eylemdi. Divriği’de belki tarihinde ilk kez gördüğü, Divriği’nin tamamını yansıtan, bütünlüğünü yansıtan bir eylem olmuştur. Gerçekten de çok güzel olmuştur ve umarım karşı taraf bundan gerekli mesajları almıştır, akıllarının başına gelmesine bir vesile olur. Son derece saçma, insanlık duygusunun, acıma duygusunun, vicdan duygusunun içersinde bulundurmayan kesimlere bir mesaj olmuştur. Onlar da herhalde etten kemiktenseler, kalpleri vicdanları varsa, bundan gerekli dersi çıkaracaklarını umuyorum. Gidişatı daha da tahrik noktasına taşımayacaklarını umuyorum. Sonuç olarak bu eylem Divriği’deki birlikteliği göstermek adına muhakkak faydalı olmuştur. Ve tür eylemlerin yasal çerçevede kalmak şartıyla, haklıyken haksız konuma düşmemek şartıyla devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bunlarla artık diyalog noktasında konuşulacak bir şeyin kalmadığını düşünüyorum ve bunların ben güçlüyüm bildiğimi yaparım anlayışından ancak ve ancak Divriği bir bütün olursa caydırıcı olur. Tabi ki şimdi diyalog önemli bir şey ama diyalogu anlayan insanlarla yapacaksınız. Bugün gelinen noktada bu insanlar her yönden her bakımdan diyalogun kapılarının insanlara kapatmışlardır. Yapalım tamam hadi gidelim ama kimle neyin diyalogunu kuracaksın. Hakan bey randevu alsın, gitsin görüşsün bakalım; kimseyi muhatap almıyorlar. Muhtarlar derneği hoş geldin ziyareti için gitti ve bu ziyarette adam görüşmeyi kabul etmedi. Orada bir tane ne yaptığı belli değil, kendilerini çifter maaş alarak buralara tayin ettirmişler, 3’er 5’er milyar maaş alarak bir koltuk sahibi olmuş sıradan insanlarla muhatap ettirdiler, kendisi muhatap almadı. Niye muhatap almadı? Demek ki bu insanların bir beklentisi yok. Burada sivil kitleyi temsil eden, halkı temsil eden seçilmiş yönetimiydi bu. Diğer kurumlara bakıyorsun yine aynı şekilde bir uzlaşmazlık var. Bu insanlar kalkıp da bir gün bir esnafın çayını içtiler mi, bir hal hatır sordular mı, ben görmedim. Kendilerine göre bir dünya yaratmışlar ve o dünyalarında yaşıyorlar. Yüzlerini Akdağ’a, A kafaya değil, Divriği’ye dönecekler. Uzlaşma ancak öyle olur, arkası dönük insanlarla uzlaşma olmaz. Cellât gibi her an birilerinin ipini çekecek insanlarla uzlaşma olmaz. Uzlaşma ancak; evet şirketimiz buradadır, halk geçimini bu güne kadar buradan sağlamıştır, bugün bu devam etmektedir ve bugünde öncelik Divriği halkına verilecektir. Çalışacak insansa tabi ki yoksa dışarıdan getirilecektir ona sözümüz yok, ama olduğu halde öncelik verilmezse bu diyaloglar sağlanamaz. O yüzden öyle bir diyalog kapısının şu aşamadan sonra kapalı olduğuna kapattıklarına inanıyorum. Divriği halkı her zaman uzlaşmadan yana olmuştur ama Divriği halkı kesinlikle şunu bilmelidir ki onlar birilerini atıp birilerini tutmaz. Öyle bir şey yapsalar bile kendi menfaatleri doğrultusunda yaparlar. Dolayısıyla burada her kesime büyük iş düşüyor; burada siz yerel medyası, siyasi partisi, esnafı herkes aynı duruş, tek duruş içersinde dururlarsa Divriği kazanır. Hakan beyin o günkü konuşmasının daha sonradan tekrarını dinledim fakat şunu söyleyeyim, aslında ben bu konuya girmek taraftarı değildim. Çünkü günümüz, saatimiz gündemimiz siyasi polemiklere konu olacak bir gün değil. Bu 25 tane arkadaşımız işinden olmuştur ki nasreddin hocanın fıkrası gibi damdan düşenin halinden damdan düşen anlar, onların nasıl bir psikoloji içersinde olduklarını, evlerinde nasıl bir psikolojik havanın hâkim olduğunu benden iyi bilen de olmaz. O yüzden gün bu arkadaşlarımızın üzerinden siyaset yapma günü değildir ama yerel seçimlere yaklaşık 1 yıl olmasına rağmen hakan bey propaganda çalışmasını 1 yıl önceden başlattı, ona da hayırlı olsun diyoruz buradan. Konuşmanın içeriğine baktığım zaman arkadaşlarımızın konusuyla ilgili şeyler söylediğine pek inanmıyorum, göremedim. Gerek partimize, gerekse belediye başkanımıza tamamen eleştirisel bir yaklaşım sergilemiştir, onun için de ben kendisine yakıştıramadım. Niye yakıştıramadım? Klasik bir CHP zihniyeti, klasik bir CHP muhalefeti, tamamen duyumlara dayalı, bilgileri tam net olarak bilmeden konuşuyor. O konuştuklarının içersinde de özellikle bize atıfta bulunarak, belediye başkanının, Kâmil beyin ve benim gidip 104’üncü sıradayken ilk sıralara aldırdığımızı söylüyor. Bu son derece yanlış bir beyandır. Çünkü 59’uncu hükümet döneminde Latif Bey özelleştirmeden sorumlu devlet bakanı iken, bütün o yıla ait özelleştirme programı yayınlanmışken Divriği bu programın dışındaydı. O dönemi de iyi hatırlarsınız, Mehmet Tunç da burada genel müdürdü. Daha sonra 59’uncu hükümetle beraber özelleştirmeden sorumlu devlet bakanı değişince, bu latif beyden alınınca süreç öne alındı. Ve o süreç öne alındığında bizim Ankara’ya gidişimizdeki sebep öne almak adına değil, o günkü özelleştirme programında 3 şirket talipti buraya, Kardemir, park maden ve Erdemir’di. Bazı yarı devlet olan Erdemir’in burayı alması için oluşan kanaatimizi bildirmek için gitmiştik. Yine çok talihsiz bir açıklama 87–89 yılları arasında 400’e yakın kişinin buraya siyasi amaçlı işe getirildiğini söylüyorlar. Tamam, rakam belki doğrudur ama bu 400 kişinin %80’i 90’ı Divriği’den olan insanlardı. O gün ANAP ilçe başkanı olan Mehmet Güresinli’nin döneminde alınan arkadaşlardı bunlar. Fakat siyasi amaçlı noktasına olayı taşırsak, geçmişi kurcalamaya devam edersek, daha geriye gidersek, belediye başkanlığının kendilerinde olduğu dönemlerde, nerelerden ve kimlerden insanlar geldiğini de kendilerine buradan hatırlatırız. O konuda kimsenin kimseye söyleyecek bir şeyi yoktur, belki de bu konuda en son konuşacak kişi kendisidir. Diğer bir husus daha var belediyemizin özellikle taşımacılık hizmetinin özele verildiğini, belediyenin özelleştirme yanlısı bir tutum izlediğini söylüyor, yine yanlış bilgilendirilmiş. Belediye bir kere taşımacılığını vermiş olsa ilgili firmanın herhalde şoförlerine otobüsleri de vermez herhalde. Nasıl özelleştirmeyse bilmiyorum.  Oradaki olay belediyelerde 24 saat itfaiye ekiplerini bulundurması zorunluluğu vardır. Bu itfaiye ekibine alınan arkadaşlar da şoför olarak alınmışlardır, biri itfaiye eri, biri şofördür. Alınan kişilerin tamamı Divriği’dendir ve sadece şirketin elemanı olarak çalışmaktadırlar. O yüzden hakan beyin açıklamaları son derece talihsiz olmuştur. Kendisi yine suyla ilgili bir konuda bahsetmiştir. Belediye başkanı belki de hiçbir dönemde su için çaba sarf etmemiştir, her türlü engellemeler rağmen. Mursal’dan 7 tane gözeden alınacak suyun 1 günde analizi yapıldı. Her birine de ayda bu etüt için 8 milyar para ödendi. Fakat ne hikmetse Mursal’dan gelecek suyun tahsis aşamasına gelinmişken, mahkemeye verildi ve suyun o gözelerden alınması durduruldu. Bunu söylemek istemiyorum ama acaba bütün bunları söyleyenler böyle bir mahkemeye verilmesi o bölgenin tarımsal ve hayvansal sulamalarda gereklidir, bize lazımdır gerekçesiyle mi yürütme durduruldu. Diyorum ki acaba bunu birileri siyasi amaçlı mı yaptı? Böyle bir tahmin yapmak istemezdim ama benim aklıma bu geliyor, bunun takdirini halkımız verecektir.
Burada yapılan toplantılar neticesinde Sayın kaymakamımıza da bu konuda teşekkür etmek istiyorum, göstermiş olduğu iyi niyetten, yaklaşımından dolayı, sorunun çözümü adına yapmış olduğu tüm çalışmalardan dolayı çok teşekkür ediyoruz. Tabi bu aşamada buradaki yöneticilerle pek fazla bir şey konuşulamayacağı, böyle bir uzlaşmanın olmayacağı kanaati hâkim olduğundan, bunu üst yönetimle görüşme kararı alınmıştı. Bunun için de bir komiteyle gidip ziyaret edilmesi istenmişti. O komitenin içersinde o gün, belediye başkanı, sendika başkanı, esnaf odası başkanı bir de kaymakam bey olacaktı. Fakat diyalogdan bahsedenler ne kadar diyaloga kapalı olduklarını ortaya koydular, kimlerin geleceğinin isimlerini istiyorlar oradan. Ve bu isimler içersinde sendika başkanının da olduğunu görünce kabul etmiyorlar ve nitekim üçü gidiyorlar. Görüşmenin içeriğine de baktığımız zaman, yine tamamen Divriği’den kopuk, Divriği’den uzak, tamamen buradaki yöneticilerin oraya haklı olduğunu savunan bir takım söylemlerinin onaylanması gibi olmuştur. Sanki bunları birileri örgütlemek adına, bu işi ateşlemek adına organize ediliyor? Hayır, Divriği halkı kendi kendine organize olmuştur. Bunu birilerine mal etmenin bir gereği yoktur. Bu konuyla ilgili mevcut genel müdürün de içinde bulunacağı bir görüşme yapacaklarını söylemişler ama temennimiz, hepimizin hayrına olan Divriği halkının menfaatine olan bir sonuç çıkmasıdır. Ama derseniz ki buradan olumlu bir sonuç çıkar mı? Benim şahsi kanaatim çıkmaz.
Haklı davalarında arkadaşlarımızın yapmış oldukları eylem, gösterdikleri tavır takdire şayan. Belki de Divriği’deki uyuyan devi uyandırdı. Fakat yapmış olduklarının yanlış olduğunu o kadar kabul ediyorlar ki burada eylem var deyip birilerini çağırıp güvenliğe haber veriyorlar,, polise haber veriyorlar. Bunların demek ki yaptıkları iş bu kadar yanlış ki Selavatta beraber gezen 3 kişiden korkuyorlar. Sen doğru yaptığına inandığın bir şeyden niye korkuyorsun ki? Niye rahatsız oluyorsun? Bu da bunu gösteriyor ki yaptıkları şey yanlış. Dolayısıyla arkadaşlarımızın bu yanlış noktasında yapmış oldukları eylem son derece olumlu gelişmelere vesile olmuştur, bu eylemlerini de bir şekilde devam etmeleri gerekiyor. Divriği halkının da bunu unutmayıp olayı sıcak tutması gerekiyor. Bunu her yerde gündemde tutmak, yanlış yaptıklarının, bundan sonra yanlışlarına devam etmemelerini sağlamak, caydırıcı güç oluşturmak gerekiyor. Caydırıcı derken tabi ki kesinlikle şiddet kullanılması ya da hakaret edilmesi değil, haklıyken haksız bir duruma gelinmeyecek şekilde hareket edilmesi gerekir. Gördüğümüz kadarıyla çok tahrik ediyorlar ki kendilerini haklı pozisyona getirmeye çalışıyorlar. Ama ben inanıyorum ki Divriği halkı bunun farkındadır.
Bu saatten sonra kesinlikle olayın hiçbir santimetre karesinde hiç kimsenin ben bu işin neresinden siyasi rant sağlarım düşüncesinden vazgeçmeleri gerekiyor. Bu günkü sorun Divriği’nin sorunudur. Divriği halkı bu birlikteliğini her platformda her ortamda ortaya koyacaktır. Şov yapılacak dönem değildir, olay ciddi bir olaydır. Temenni etmiyorum ama yarın belki altından kalkamayacağımız olaylar meydana gelebilir. O yüzden Divriği halkının her türlü duruşuyla kendisini göstermesi gerekir. Günü birlik menfaat hesaplamalarının içersinde olmaması lazımdır. Reklâm gibi olmasın ama bizim belediye başkan vekili olan Fikret Çetin’in göstermiş olduğu tavrı, göstermiş olduğu dirayeti bekliyoruz herkesten. Bu insan ticaret yapan bir insandır ve orada çalışan hiçbir kimsesi olmamasına rağmen çok güzel bir tutum sergilemiştir. Sen kalkıyorsun hiçbir suçu günahı olmayan insanları işinden ediyorsun, sözde kendi kendine 4 tane okula yazı tahtası açıyorsun, 15 öğrenciyi Sivas’a otele götürüyorsun, orada medyanın önünde reklâmını yapıyorsun; diğer taraftan da ocaklar söndürüyorsun, yuvalar yıkıyorsun, çocukları ekmeksiz bırakıyorsun, insanları açlığa sefalete sürüklüyorsun. Bu neye benziyor biliyor musunuz; esrar ve eroin satan bir şebekenin, fakir fukaraya yardım dağıtmasına benziyor. Bir taraftan insanı zehirliyorsun, öbür taraftan da iyi niyet sergiliyorsun. Bu tür şeylere Divriği halkı uyanık olsun. Gün birlik ve beraber olma günüdür.



Kaynak : Divriği"nin Sesi Gazetesi
Bu haber toplam 142 defa okundu.
Güncel
  Güneş harekatının komutanları
  Büyükanıt operasyonu açık açık anlattı
  MYO mezunlarına Genelkurmaydan kotü haber
  Ankara"nın üstünde YouTube kâbusu...
  AB"nin asker talebine Ankara"dan ret
 
Divriği'den Haberler
  Divriği"ye Yeni Otogar
  Türk Polis Teşkilatının 163. Yılı Etkinliklerle Kutlandı
  Milletvekili Selami Uzun’dan Kutlama
  “Çözümsüzlüğü çözüm olarak gören bir zihniyet var”
  Oyak ermaden Gerginlik Amacındamı ?
 
Ekonomi
  Kazanılmış haklar tırpanlanıyor ...
  %10 ila 35 arasında değişen oranda indirim
  Kaynaklar rasyonel kullanılmalı ...
  Ettim idi buldum demiyorlar ama
  Otlar artık son gramına kadar değerlendiriliyor
 
Siyaset
  İlçe delegeleri kongreye gelemeyince olanlar oldu
  Nuh ARSLAN Sivas gündemini değerlendirdi ...
  AKP"ye "hayırlu uğurlu olsun ziyareti"
  İlimizde ve ülkemizde akılcı siyaset yapıyoruz
  Genel başkan Zeki ZEZER"in gezisini değerlendirdi
 
Spor
  Minik öğrencilerden Sivasspora destek
  Belirlediğimiz hedeflere adım adım ulaşıyoruz
  Nisan"da Sivasspora teslim edilecek
  Hedefler büyük, azim son vites
  Sivasspora Vali DALMAZ"ın desteği büyük
 
Sağlık
  Hastane özleminde mutlu son
  Türkiye de işporta ile mücadele başlatıldı
  Sivas"ta herkes bunu konuşuyor ...
  Öğrenciler kan bağışına destek verdiler
  Öğrenciler"in başlattığı kampanya takdir topladı
08.07.2008