Ana Sayfa
Divriği'dan Haberler
Güncel
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Divriği Hakkında
Tarihi Eserler
Fotoğraflar
Köyler
Divriği Efsaneleri
Önemli Telefonlar
Ziyaretçi Defteri
Canlı Yayın
Arşiv
Faydalı Linkler
Yemek Tarifleri
Kitap-Dergi
Şirket Haberleri
Mizah
Dolar
A: erver retu S: d an error
Euro
A: erver retur S: d an error:
Sterlin
A: server retu S: ed an error
Ankara ANKARA
Izmir IZMIR
İstanbul ISTANBUL

Sivas' ın Doğu Anadolu Bölgesi'nde kalan kesminde ilçe ve ilçe merkezi kent. İlçenin yüzölçümü 2782 km2 'dir; kuzeyde İmranlı ve Zara, batıda Kangal ilçeleri, güneyde Malatya, doğuda Erzincan illeriyle çevrilidir.
    Divriği, Toroslar'ın kuzeydoğuya açılan ve Doğu Anadolu Dağlarıyla birleşen kollarının belirlediği dağlık bir alanda yer alır. İlçe alanının kuzey kesmini Tecer Dağlarının uzantısı olan Çengelli Dağı (2596 m) kaplar. Yer yer vadilerle kesintiye uğrayan Tecer Dağları çok geniş bir alana yayılır ve doğuya uzanarak Doğu Anadolu Dağlarıyla birleşir. İlçenin güney sınırında volkanik kökenli Yama Dağı (2631 m) yükselir. İlçe alanı çok sayıda akarsuyla parçalanmıştır. Bunların en önemlisi olan Çaltı Suyu, Keban Baraj Gölüne dökülerek Fırat'a karışır. Akarsu vadileri genelde dar oluklar biçimindedir. Vadilerin genişlediği düzlükler ve ovalık alanlar pek görülmez.
    Tarıma elverişli alanların sınırlılığı bitkisel üretime olanak tanımamaktadır. Akarsu boylarında ve ilçe merkezinin güneyinde uzanan dar düzlükte yapılabilen bitkisel üretim yerel tüketime yöneliktir. En çok buğday, fiğ, patates, soğan, başka sebzeler, elma, erik ve üzüm yetiştirilir.İlçedeki hayvancılık etkinliği de pazardan çok halkın kendi gereksinimini karşılamya yöneliktir.


İlçede temel ekonomik etkinlik madenciliktir. Katip Çelebi Cihannüma'da yörede mıknatıs madenini'nin bulunduğundan söz eder. 1936'da Sivas-Erzurum Demiryolu'nun açılma çalışmaları sırasında Divriği'nin 6 km kadar kuzeyindeki Demirdağ'da bulundan demir cevheri yatakları, 1938'de kurulan, Etibank'a bağlı Divriği Madenleri İşletmesi'nce işletilmeye başladı. Son araştırmala, 1938-48 arasında yapılan araştırma çalışmlarında 35 milyon ton olarak saptanan demir cevheri rezervinin 120 milyon tonu bulduğunu ortaya koymuştur. Divriği demir yatakları büyüklük ve zenginlik açısından dünyadaki benzerlerinin en önemlilerindendir. Demir cevheri kamu ve özel kesim eliyle açık işletme yöntemiyle çıkartılıp, Cürek ve Demirdağ yükleme istasyonlarından demiryoluyla Karabük ve Ereğli'deki demir-çelik işletmlerine gönderilir. Yıllık üretim miktarının 1 milyon tonu geçtiği kuruluşta, konsantrasyon ve peletleme tesisi ile sağlık ve sosyal hizmet tesisleri vardır. Ayrıca ilçe topraklarından linyit çıkarılmaktadır.
Divriği'nin yerleşim tarihi Hititlere değin uzanır. Yöre İÖ 550'de Perslerin egemenliğindeydi. İÖ 334'ten sonra bir süre İskender'in işgali altında kaldı; İÖ 330'larda Kappadokia Krallığı'na bağlandı. Krallığın Roma egemenliğini tanımasının ardından kısa sürelerle Pontus Devleti ve Sasaniler tarafından yönetildi. Bizans Döneminde bir sınır kalesi olan Divriği, Tephrike adıyla tanınırdı. 9.yüzyıl ortalarında Tephrike Bizans imparatorlarının dine karşı gelmekle suçladığı ve Arap halifelerinin koruduğu Paulusçuluk mezhebi taraftarlarının sığınağı oldu. Divriği 1080'de Mengüceklerin eline geçti. 1142'de ikiye ayrılan Mengüceklerden I.Süleyman Sah'ın yönetimim altına girdi. Daha sonra İlhanlıların, 1340'ta Eratna Beyliği'nin egemenliğine kaldı. I.Beyazid(Yıldırım) tarafından Osmanlı topraklarına katıldıysa da, 1400'lerin başında Timur işgali sırasında bir yönetim boşluğu yaşadı. Daha sonra Memlüklerin denetimine giren yöre, I.Selim'in (Yavuz) Mısır seferi(1517) sırasında kesin olarak Osmanlı Yönetimine geçti. Osmanlı Döneminde uzun süre Rum (Sivas) eyalatinin bir sancağı olan Divriği, Tanzimat'tan sonra Sivas vilayeti merkez sancağına bağlı bir kaza durumuna getirildi.
İlçe merkezi Divriği kenti, ilçenin aşağı yukarı ortasında, Çaltı Suyu ile onun kenarındaki istasyonun hemen güneyinde yer alır. Uzun süre ulaşım ağının dışında kalan kentin kapalı, durağan bir yapısı vardı. Divriği'ye demir yolu 1937'de, düzgün bir karayolu ise ancak 1970'te gelmiştir. Bugün Çetinkaya-Kangal üzerinden Sivas'la bağlantıyı sağlayan karayolu son yıllarda yapımı başlayan Divriği-Erzincan ve Divriği-Malatya karayollarıyla bir kavşak olmayı hedefliyor.

Kent bağ ve bahçlerle çevrili evleriyle çok geniş bir alana yayılır. 13. yüzyıldaki Selçuklu kent dokusunun ve mimarlığının özellikleri bugüne değin sürmüştür. Kentte Selçuklu dönemine ait birçok yapı vardır. Bunların en eskilerinden biri 12.Yüzyıldan kalma Mengüceklerde Seyfeddin Şahinşah bin Süleyman Şahı'ın yaptırdığı Kale Camisi'dir. Mengücelerden Seyfeddin Şahinşah için yapılan kümbet sonradan Sitte Melik Kümbeti olarak adlandırılmıştır. Yine 12.yüzyıl sonundan kalma Kamereddin Kümbeti Mengücekli hacibi Kamereddin'e aittir. Kentin en önemli tarihsel yapıtlarından biri de Divriği Ulucamisi ve Dasüşşifası'dır. Mengücekler döneminde, 13.yüzyılda yapılmış olan Divriği Kalesi, iç ve dış kale olamk üzere iki bölümdür. Yiyecek ambarlar, cephanelikler, su kuyuları, sarnıçları bulunan, daire planlı, kesme taş bedenli kaleden bugüne yalnızca dış kale surlarının bir bölümü ile kare biçimindeki atış kulesi kalmıştır.

27.11.2014
 
Editör'e Yaz